Unuttuğumuz Kötü Son

Nisan 21, 2020

Vazgeçemediklerimiz taptıklarımızdır.
Bu bir birey de olabilir; para da, tüm yaratılmışların kusurlu olduğundan hareketle, kusurunu göremediğimiz “bilim” gibi bir fenomen de.
“Dünyayı bilim kurtarır” gibi aşırı söylemleri üzüntü ile karşılamaktayım.
Evlerine sinmiş, aylarca dışarı çıkmayan bu insanların bu yepyeni hayata motive olmalarını, sürece uyum sağlamalarını ne sağlayacak; sağlam psikoloji.

Hayatın, ölümün, hastalığın, kaderin, kederin anlamını ne verecek; din.
Ne türden bir hayat yaşarsa yaşasın, ne kadar kaçarsa kaçsın; herkes bir gün şu varlık sahasına inişinin anlamını sorgulayacak. Bir virüs gibi akılsız yaratılmadık. Bir martı gibi balık kovalayalım diye de yaratılmadık. Bir balık gibi suda yüzelim diye de. Ötelerden gelen yanımız ötelere giden cevaplar arıyor.
Bununla yüzleşen insanı iman etmekten başka hiç bir şey kıyıya çıkaramaz.

İman eden insan böylece başka bir boyuta geçiyor. En büyük korkusu ölüm olmaktan çıkıyor; yerini “imansız ölme” korkusu alıyor. Çünkü şu an imanlı olmam imanlı öleceğimin garantisini vermiyor.
Ölüm, Kur’an’da, bizim sandığımız gibi romantik anlatılmıyor. Zannettiğimiz gibi ölünce en büyük sıkıntımız bırakıp gittiğimiz sevdiklerimiz olmayacak.
Yarım kalan hikayemiz, oturamadığımız yeni evimiz olmayacak.

Mearic Suresi’nde, dini öğretilmeyen  çocukların yakalara yapışması,  önüne geleni cehenneme sunması anlatılıyor: “Birbirlerine gösterilirler. Günahkâr kimse ister ki, o günün azabından kurtulmak için oğullarını, karısını, kardeşini, kendisini koruyup barındıran tüm ailesini ve yeryüzünde bulunanların hepsini fidye olarak versin de, kendisini kurtarsın...” (Mearic11-14) Bunu dikkate almak için komplo teorisyenlerinin söylemesini bekleyemeyiz değil mi?

Zayıf karakterli bireylerin, kendilerini imandan  alıkoyan güçlü karakterdeki arkadaşları ile korkunç mahkemeleşmeleri anlatılıyor. (Sebe/31-32-33) Şeytan ise bu esnada kendine yüklenenlere şöyle diyor: “ben senden uzağım, ben alemlerin Rabbi olan Allah’tan korkarım..” (Haşr/16) Dünyada iken malum: “..ya rabbi ihlaslı kulların hariç; onlara yaklaşamayacağım..” (Hicr/40) demişti.. Yani sen ihlaslı kul olsaydın, ben zaten sana yaklaşamazdım.”...Üzerinde hiç bir gücüm yoktu...” (İbrahim/22) diyerek şeytanlığını son kez yapacak.

olayısıyla bir mü’min için korkunç son iki tanedir; imansız ölmek ve kitabın soldan verilmesi. Ayetler kötü amelleri iyi amellerinden çok olanların kitaplarının soldan verileceğini anlatır ki bu da artık yeniden başlama haklarının bittiği yer; hakiki iflastır. (İnşikak/7-11)

Öyle ise, imansız ölmem karşısında bugün modern falcıların her akşam yatmadan evvel “yarın ne anlatsam?” diyip çektiği videolardaki tüm senaryolar mü’minler için neye  karşılık gelir? Bakın ayet ne diyor; “ateş yüz derilerini yakar da, sırıtır halde kalırlar.” (Müminun/104) Cehennem ateşi ile yüz derileri tamamen yanan insanların sadece dişlerinin ortada kalması ile gülüyormuş gibi gözükecekleri.. Ki Türkçemizde kelle-paça çorbası pişirenler bu durumu farkedip  “pişmiş kelle gibi sırıtmak” deyişi ile  bunu ifade etmişlerdir. Hiç bir son bu  şüphesiz gerçek kadar bedbaht olamaz. Subhanallah ki, biz bunlardan azıcık bahsedecek olsak, “aman korkutma hocam” diyecek olanlar, seri komplo teorisi üretiyorlar.

Salih ameller işleyip cennete girecek kullar ise dünyada çalışıp salih ameller üretmekle meşguldürler ve bu senaryolar -eğer günlük hayatına, kararlarına tesir etmiyorsa- “faydasız” görür, geçerler.
Bizi O kurtarır, dilerse bilimle, teknoloji ile; bizi O yok eder; dilerse yine bilim ile, teknoloji ile.

Yani her halükarda, ehl-i iman böyle olunmaz. İman etmeyi öğrenmemiz lazım. Gayr-i müslimler diyelim ki, mevzuyu kabul etmiyor; peki  mü’minlerin şu yaşananlar karşısında bile ikaz işaretçilerini okumaya gelememeleri ne türden bir felakettir? Öyleyse doğru soruları sorarak başlayalım: Kur’an’da Yusuf (as)’ın bir peygamber iken, günahı da yok iken “Müslüman ölmek” için dua etmesi neyi ifade eder?
Kur’an’da bize ahiret hesaplaşmaları neden anlatılır?
Dünya senaryoları kadar, ahiret senaryolarından titredik mi?
Biz ve neslimiz için en kötü son nedir?“Allah’tan O’na yaraşır bir biçimde korkun” emri neyi ifade eder?
Korktuğumuz şeylerin kaçı mü’mine yaraşır korkular? Ve bizi yola koyuyorlar mı?
                                                                
     Merve Şahinkaya
@mervenia



  • Paylaş:

BUNLARI DA İNCELEMEK İSTEYEBİLİRSİN

4 yorum

  1. Rabbim sizden razı olsun nasılda hislere bir tercumansınız sevgilerimle

    YanıtlayınSil
  2. Merve hocam yazdiklarin kalbimi titretiyor , hep yaz , Rabbim razi olsun insallah

    YanıtlayınSil
  3. Allah razi olsun guzel kardesimm....daimen ebeden

    YanıtlayınSil