HAZLARIN KÖLESİ OLMANIN YENİ ADI:ÖZGÜRLÜK

Nisan 29, 2020

Zıtlardaki tekliği duydunuz mu?
Şimdi gözünüzün önüne bir ip parçası getirin.
Bu ipi iki elinizle gergince tuttuğunuzu varsayın. İpin bir ucu sizin için gülmekse, karşıt ucu ağlamak olsun. Bir ucu çok yemekse, bir ucu hiç yememek. Bir ucu çok uyumaksa karşıt ucu aşırı uykusuzluk.
Bu ipin ortası da, itidali temsil etsin. Orta yol. Şimdi bu ipin iki ucunu birbirine bağlayalım, ip bir daire şeklini alsın.
İşte bu daire hayatın içindeki döngüyü temsil ediyor. Zıtlıklar zannettiğimiz gibi birbirinin karşıtında değil, birbiriyle aynı yerde.
Çok güldüğümüzde ağlamaya başlarız. Çok yemek bir yerden sonra sürekli açlık hissini getirir. Doyma hissi ölür. Arabanın tekerleri birden hızlanınca geri geri gidiyormuş gibi gözükür. Aşırı zevkin sonunda, zevkin bitmesinden gelen acı vardır. Zıtlar tektir.
İslam dünya görüşü insandaki temel içgüdüleri görmezden gelmez. Onları "orta" yola çekmeye çalışır. Bunun için insandaki cinsellik iç güdüsünü hiç sayan ruhbanlığı yasaklar.
İçgüdülerin, hazlarla beslenmesinin bir sonu olmadığından onları tamamen serbest de bırakmaz.
O ipin iki ucuna da "ifrat" ve "tefrit" denilmiştir. Haz, hazzın mayasıdır. Bu sebeple kişi bunları makul bir sınırda tutmaz ise bir zamanlar kendisine zevk sağlayan dürtülerinin esiri olur.
Bu itidal mantığı, İslam inancının insana yaklaşımının omurgasını oluşturması bir yana;  fizik, psikoloji, şehir planlamasına kadar  tüm alanlarda felsefi yaklaşım olarak yerini bulmuştur. Örneğin, şehirde hiç trafik kuralının olmamasının yarattığı kaos ile, her köşede çevirme olmasının yarattığı kaos birbirinin aynıdır. Dolayısıyla, şehir planlamasında "sınırlı özgürlük" kavramı ideali ifade etmiştir. Kırmızı ışıkta durmak zorunda oluşumuz, bu sınırlı özgürlüğün ifadesidir. Kırmızı ışığın olmaması ise, "en kötü kural kuralsızlıktan iyidir." gerçeğince anarşiyi ve yaşanmazlığı ifade eder.
İslam inancında da "kırmızı ışık"lar, hazları meşru bir sınırda tutmayı ifade eden haramlardır. Ne ruhbanlığa, ne de  karşıt uçtaki nikahsız veya günbirlik ilişkiye izin verir. Çiftlerin birbiriyle en mahrem paylaşımlarını birbirleri ile "aile olmanın sorumluluğunu alma" şartına bağlar. Bu bağlamda cinsel eğilimlerde son yıllarda dillerden düşmeyen "sınırsız özgürlük", kutsal-tanımazlık bir yana, tam olarak "şehvetin kölesi" olmaya denk gelir. Küçücük çocukların "drag queen" kostümleri ile gece kulüplerinde hayasızca figürlerle dansetmelerini teşvik edecek kadar kapsamlı bir kölelik imparatorluğu bu.
Aile olmayı reddederek, günü birlik hazları "özgürlük" ile açıklamaya çalışan,  küçük yaşta evliliği hapis hükmüne bağlayıp, 10 yaşındaki çocuğun translaştırılmasını "cinsiyet devrimi" olarak tanımlayan ideoloji, çocukları cinsel yönden istismar ederek köleleştiriyor, zihinsel gelişimleriyle orantısız yüklemeler yapıp çocukluklarını ellerinden alıyor ve adına "özgürlük" diyor. ( Bknz: National Geographic Dergisi, Ocak 2017 kapağı)
DSM-1 kriterlerine göre "bozukluk" kabul ettiği sapkınlığı DSM-5'te pek çok baskı sonrası "normal" kabul eden psikoloji bilimi normları, yenilenirken, markete gönderemeyeceğiniz 10 yaş çocuğuna "cinsel eğilim" yani "gender" tercihi yapmayı normal kabul edecek kadar zıvanadan çıktı.
Şunu da ekliyim, son güncellemede, L,G,B,T, I derken Q yani "queer = cinsiyetsizlik" kavramını da ekleyip "hiç bir kategorizasyona gerek yok, kadın, erkek, ensest farketmeksizin, bütün makul sınırları hiçe sayın, aklınıza estiği gibi hormonlarınızın peşinden gidin" diyerek, insan olma haysiyetini gereksiz bir detay olarak eddetmektedirler.
İslam'ın hazlarla ilgili diğer bir prensibi ise, hazza mutlaka bir "fayda" eşlik etmesidir. Örneğin yemek yemek bir haz olmasının yanında bedenimizi ayakta tutan güdümüzdür. C.Hak Kur'an'da bunu "helal" ve "tayyip" özellikleri ile kısıtlamıştır. Aynı anda özgür bırakmıştır. Yani yemek yemekten aldığımız haz, bedenimize zarar veren bir yolla olamaz. Hücreleri doyuran bir faydası olmalı. İçki, sigara ve uyuşturucu bunu açıklayan en güzel örneklerdir. İçinde bulunduğumuz Ramazan ayı ise yemeyi 11 ay serbest bırakıp, 1 ay kısıtlayarak, bu bağlamıyla mü'minleri yemeğin ve yemenin kölesi olmaktan alıkoymaktadır.
Diğer yandan cinsel dürtüler ile ilgili olarak bu dürtüyü gidermek bir akit ile çiftlerin birbirleriyle "aile" olma ve nesli devam ettirme şartına bağlanmıştır.  İlişkinin olup  "aile olma"nın olmadığı "zina" bu sebeple "o kötü bir yoldur" diye anılır İsra/32'de. Diğer yandan ilişkinin olup neslin devamının olmadığı, kadın veya erkek organlarında kalıcı üreme engeli temin etmeye yönelik her türlü operasyon, koruyucu muamele veya üremenin imkansız olduğu her türlü cinsellik biçimi haram kılınmıştır.
Eşcinsellik, mesleki eğitimi biyoloji olmasına rağmen ilahiyat alanında otoriteymiş gibi hüküm dağıtan,  her alanda kendini yetkin zanneden bireylerin toplumumuz içinde oluşturduğu dalgalanmayı bir tarafa bırakırsak, Kur'an'da kat'i olarak haram kılınmıştır. 80 küsür ayetin Lut kıssasını anlatmasının yanında, -diyelim ki hepsini bir tarafa eğmeyi başardık- bu yazıda bahsettiğim "itidal prensibi" ve "hazlardaki fayda prensibi" gereği Kur'an'ın insan dürtüleri ile yaklaşımına da tamamen zıtlık arzeder.
Bu sebeple, sınırsızca yemek midenin kölesi olmaktır, sınırsız cinsellik şehvetin kölesi olmaktır. İslam'ın tüm prensipleri haz ve dürtüleri insanoğlunu itidale çekmeye, itidalde tutmaya hizmet eder. Sınırsızlık, tüm kutsalları yok eden bir anarşizmdir. Sınırların olmadığı bir şehirde yaşayamazsınız, hayat durma noktasına gelir. Yaratıcı'nın koyduğu kırmızı ışıklar bizi yaşatmakla kalmaz; bizleri insan olmanın haysiyetiyle yaşama seviyesine ulaştırır. İnsanın haysiyetini, izzetini, onurunu, gururunu elinden aldığınızda geriye gerçekten de "sosyal bir hayvan" kalmıyor mu?
Çölde çöl rüzgarları tepeciklerin yerini sürekli değiştirir. Bu yüzden tepelere bakarak yolunuzu bulamazsınız. Pusulanız ay ve yıldızlar gibi gök öğeleridir.
Modern hayat tüm değer yargılarımızla savaşıyor olabilir. Yerine "değer" namına dikilmeye çalışılan her şey bir kutsal-tanımazlık projesi olabilir. İslam'ın yapmaya çalıştığı onurlu yaşam yolları bu modern fırtınalarla görünmez kılınmaya çalışılıyor olabilir. Bizim gözlerimiz gökte, gökten gelen kelamda. Rotamız da, pusulamız da belli. Işığımızı hayvan vücudunda da olan hormonlardan değil; hormonların ve ışığın Yaratıcısından alıyoruz. Günde 40 kere okuduğumuz Fatiha'da geçen "sırat- ı müstakim" ise bu çölde kafamızın estiği gibi takılıp, anlamsızca bir özgürlükle körü körüne ölüme gitmekten koruyor bizi. "İtidal" sınırları bu çölden selamete çıkarıyor, üstelik yaratılış amacımıza uygun olarak  izzet ve onur ile yaşatıyor. Nitekim mü'minin inancında "ecel" kat'idir, ölümden kaçılmaz; hazların esiri olmak nedeniyle beden yaşarken "kalbin ölmesinden" kaçınılır. Kişi hazlarının kölesi olunca, zamanla kalbi de ölür.


#Merve Şahinkaya
#Mervenia




  • Paylaş:

BUNLARI DA İNCELEMEK İSTEYEBİLİRSİN

8 yorum

  1. Amin hocam. Nesillerimize enjekte edilmeye çalışılan bu mikroba karşı siz ve sizin gibilere Rabbim güç kuvvet versin. Rabbim daima hak savunucusu olan kalemlerin yanındadır inşallah. Rabbim tüm evlatlarımızı bu ve bunun gibi özgürlük adı altında zehirlemeye çalışılan sapkınlıklar dan muhafaza etsin

    YanıtlayınSil
  2. Rabbim saygılarımızı artırsın. Gençlerimizi bu beladan muhafaza eylesin.

    YanıtlayınSil
  3. Allah razı olsun Merve hanım.. Allah yolunuzu her daim açık etsin.. Yazılarınızı paylaşmamıza müsade ediyor musunuz?

    YanıtlayınSil
  4. Çok güzel açıklamışsınız kaleminize kuvvet.

    YanıtlayınSil
  5. Allah razı olsun çok güzel bir yazıydı.

    YanıtlayınSil
  6. Selamün aleyküm Hocam. Kelimeleri nakış gibi işliyor hem aklımıza hem kalbimize dokunuyorsunuz. Rabbim hizmetinizi daim eylesin. Toplum olarak Müslümanlar olarak uyanık olmamız gerekiyor. Aklımızı kullanmamız ve bizim de şer odaklarından daha çok çalışarak neslimizi koruyacak, İslam'ı yaşayacak bireyler haline gelmemiz gerekiyor. Yeni gelen nesle ve devam eden nesle Rabbim hayırlı kapılar açsın,doğru yoldan ayırmasın inşallah. Allah'a emanet olun, Rabbim kaleminize kuvvet versin ♥️

    YanıtlayınSil
  7. Allah razı olsun yazdıklarıniz o kadar doğru ve etkileyiciki kaleminize ve yureginize saglik rabbim yardımıcıniz olsun biz müslümanlar adına teşekkür ederim ❤

    YanıtlayınSil